Tik Medya
Tik Medya
Bojan Budimac SIRBİSTAN
KİMDİR

Sırbistan ve NATO

01.04.2018

Berlin duvarının çoküşü ve Almanya’nın birleşmesinin sonuçlarının zamanın Sırp politik eliti ve özelikle en önde Miloşeviç tarafından hiç anlaşılmamış olmasının, Yugoslavya’nın dağılma sürecinde etkili olduğu oldukça açıktır. Ağustos 1991 Gorbaçov’a karşı yapilan komunist darbe girişimini “sosyalistleşmiş” eski komunist Sırbistan’ın desteklemesi garabeti, değişen uluslararası koşulların hiç anlaşılmadığının en iyi göstergesidir.

 

Soğuk savaş yillarında, her iki tarafa rağmen Bağlantısızlar Hareketi (Non-align movement) içinde olmak, nimet miydi yoksa lanet mi bu hala tartışılıyor. Tartışılmaz olan, bu bağlantısızlık durumu ekonomik olarak işe yaramış ve müreffeh bir ülke imajı oluşmuştu. Sırbistan, sadece şartların değiştiğini ıskalamakla kalmadı, Yugoslavya federasyonunun öteki üyelerinin tersine, yanlış yol tuttu.

 

Bütün bu “zamanda ve mekanda” yanlış yönlendirmelerin Ekim 2000 de gerçekleştiği o tarihte ülkenin adı hala Yugoslavya’ydı. Sırbistan ve Karadağ’ın , demokratik değişim; başka bir deyişle Miloşeviç’in devrilmesi ile son bulacağı, ülkenin yüzünü tamamen Batıya çevireceği umutları gerçekçi değildi. Doğru, değişikliği gerçekleştiren siyasi güçler, NATO’ya tam üye olmak dahil Batıyla her türlü yakınlık taraftarı idi. Bununla beraber eğer en basitinden demokrasiden bahsediliyorsa, bu işin mümkün olmadığının kendileri de farkındaydı. Kamuoyunda ezici bir çoğunluk (% 84) NATO’ya hayır diyorsa sebebini araştırmaya gerek yoktu, ülke 1999’da NATO tarafından bombalandı. Konuya duygusal mı akılcı mı yaklaşalım tartışması hala sürüp gidiyordu.

 

Aralık 2007’de Sırbistan Cumhuriyeti Parlamentosu, Sırbistan’ın askeri tarafsızlığı konusundaki kararı oyladı. Karar, o zamanın politik güçler dengesi ile Batı yanlısı ve milliyetçi (çoğunlukla Rus yanlısı) güçler arasında bir tür uzlaşmanın yansımasıydı. Ancak, Sırbistan’ın hamleleri ile beraber değerlendirildiğinde, askeri tarafsızlık açıklamasının içi boş görünüyor, ülkeye hiçbir şey katmadığı gibi uluslararası alanda tanınmadığı için bir garanti de sağlamıyordu.

 

Bu yüzde Sırbistan’ın diğer taahhütlerine bakmakta fayda var. Bu karardan bir yıl önce (2006) Sırbistan, ABD ile Kuvvet Anlaşması (SOFA) imzaladı. Aynı zamanda Sırp ordusunu NATO standartlarına göre düzenlemek ve donatmak için de karar verildi. Ocak 2015’te NATO ile aynı anlaşma yapıldı. Son tarih önemli çünkü bu gün görevde olan aynı siyasetçiler o gün de görevdeydi. Aynı anda hem Rusya hem de AB yanlısı olduklarını hararette savunuyorlar. Ne büyük bir çelişki! Bu anlaşmaların her ikisine göre, NATO’nun Sırbistan’da sınırsız hareket özgürlüğü ve diplomatik dokunulmazlığı var. Birkaç ay sonra Barış İçin Ortaklık çerçevesinde bir devletin mümkün olan en yüksek iş birliği seviyesi olan Bireysel Ortaklık Eylem Planı yürürlüğe girdi (IPAP).

 

Bu, tek tarafla açıklanan askeri tarafsızlıkla çok uyumlu olmayan birkaç temel gerçek. NATO’nun uygun gördüğü hallerde hava sahasını kullanmasına izin vererek havada kısmi egemenlikten vazgeçmek, tarafsızlık ile pek uyuşmayan bir başka ayrıntıdır. Bütün bunların üstüne son beş yılda Sırp ordusu NATO ile 45 askeri tatbikata katıldı. Bu zaman zarfında Rusya ile tatbikat sayısı ise sadece 6.

 

Rusya’dan bahsetmişken... Sırbistan’ın üçüncü büyük şehri olan Niş’te Rus-Sırp İnsani Yardım Merkezi’nde Rusya’nın yarı askeri varlığı tartışmalı bir durum ortaya koyuyor. Yangın, doğal afetler ve teknolojik felaketler durumunda hızla müdahil olmak için tasarlandığı iddia edilen merkez hem Batı hem de Rusya tarafından Sırbistan’a bir baskı sebebi. Şimdiye kadar, bu fikre yakın durmasına rağmen, Sırbistan, merkezdeki personele diplomatik statü vermek için Rus baskısına boyun eğmedi fakat aynı zamanda ABD ve AB’nin merkezi kapatması yönündeki baskılarına da direndi.

 

Bugünlerde uluslararası basında Sırbistan’la ilgili sıkça rastlanan bir klişe daha var. Rusya’nın ülkedeki büyük etkisi. Hatta bazen Sırbistan ve Rusya’nın iki müttefik olduğu yazılıyor. Sık sık, bölge için istikrarsızlık sebebi olarak adlandırılan bu etkiyi hafife almak gibi bir niyetim olmasa da birkaç noktaya işaret etmek, hem etki hem de tek taraflı ilan edilen askeri tarafsızlık hakkında biraz farklı ışık tutmak isterim.

 

Görünen o ki, bugün olan, günümüzde bir kere daha değişmiş olan dünya şartlarında – Soğuk Savaş geri dönerken – eski Yugoslavya’nın gerçek Soğuk Savaş yıllarında aldığı pozisyonu, duruşunu (hem de beceriksizce) taklit etmekten ibaret. Bir yürüyüş düşünün, pek de hevesli olmayan bir yürüyüş, Batıya doğru, ama kafa Doğuya dönük. Tabii bu arada askeri konuda eşit mesafeli duruyormuş gibi yapıyor. Bu davranışın gidip bir elektrik direğine ya da trafik ışıklarına toslaması an meselesidir. Başka bir ifadeyle Sırbistan’ın askeri tarafsızlığı büyük ölçüde iç politikada kullanmak üzere demagojidir. Yeniden ortaya çıkan iki bloktan fayda sağlamak, Yugoslavya örneğinde olduğu gibi başarılı gitmiyor, Sırbistan umutsuzca taklit peşinde. Şimdilik iki blok da göstermelik iki sandalyede oturan Sırbistan’ı tolere ediyor ancak ne zamana kadar.




   yazıyı paylaş

Sen de Yorumla..

Yorumlar..



© Tüm hakları saklıdır TİK MEDYA 2017

Bu sayfa 0.0059 saniyede oluşturuldu.