Tik Medya
Tik Medya
Aygül Fazlıoğlu
KİMDİR

Sosyolog

Kayıtsız Kalacak mısın? O Daha Çocuk

04.11.2018

Çocuk adı üstünde ÇOCUK, siz görmezseniz o görür, siz duymazsanız o duyar, siz hissetmezseniz o hisseder, siz sevmezseniz o koşulsuz sever…

Son zamanlarda çocuklar başarı, ilgi, ihtiyaç ve potansiyelleri ile değil de, daha çok üçüncü sayfa haberleri –kaçırılma, cinsel istismar, yaralanma, kaza, erken yaşta ve zorla evlilik, aile içi şiddet vb.- ile genelde de toplum vicdanını kanatan olaylardan sonra gündem oluşturmaktadır. Bu durum başta yoksulluk ve yoksunluk olmak üzere, yanlış ve eksik bilgilerden kaynaklanan inançlar, geleneksel yapı, eğitimsizlik, aile içi şiddet, toplum baskısı, sosyal dışlanma ve trajik aile hikâyelerinden kaynaklanmaktadır.

Bilindiği gibi çocukların ilk 6 yaşta öğrendikleri, insan hayatının geri kalan son 60-70 yılında öğrendiklerinden daha fazla olup, 0-6 yaşta çocuğun kimlik ve kişiliğinin temellerinin atıldığı bilgi, beceri ve alışkanlıkların kazanıldığı, yaşamın en kritik dönemlerinden biridir. Bu yaş grubundaki çocuklar aile ve çevrelerinde olup bitenleri adeta kamera kaydı yapar gibi, gördüklerini yaşadıklarını iç dünyalarına kopyalayarak hayat boyu sergileyecekleri kişilik yapısının altlığını oluştururlar. Çocukların davranış kodları başka bir ifade ile oynadıkları oyunlar ve oynayış şekilleri kişilikleri hakkında açık ve net ip uçları verir.

TÜİK’in 2018 yılında açıkladığı verilerine göre, Türkiye nüfusu 80 milyon 810 bin 525 iken, çocuk nüfusu 22 milyon 883 bin 288 olup, 0-17 yaş grubu arasındaki çocuk nüfus oranı %28,3’dür. Türkiye genç ve dinamik nüfus yapısıyla sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda bir değişim süreci yaşamaktadır. Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturan çocukların ihtiyaçları ve öncelikleri bu dinamik ve hızlı değişim sürecinde dikkate alınması önem arz etmektedir.

Ailelerin çocuklarıyla iletişim eksikliği, yoksulluk, sosyo-kültürel değerler, ailenin dağılması, çocukları riskli çevrelere karşı koruyacak önlemlerin yetersizliği gibi nedenler çocukları şiddete ve istismara karşı savunmasız kılmaktadır. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki, çocuklara yönelik her türlü şiddet ve istismar onları hayatları boyunca etkilemekte ve onların benzer davranışları sergileme, depresyon, istenmeyen hamilelikler, okulu terk etme, okul başarısının gözle görülür düşmesi, erken yaşta evlenme ve madde bağımlılığına kadar sürüklemektedir.

Diğer yandan cinsiyet ayrımcılığından kaynaklanan olumsuz etkilerin daha çok görüldüğü toplumlarda kız çocuklarının okula gitmelerinin genel kabul görmemesi, her an evlendirilmeye hazır kayıp aile üyesi gözüyle bakılması, çok küçük yaşlarda hatta okul çağı öncesinden itibaren cinsiyet rollerini edinerek evdeki işleri üstlenmeye ve küçük kardeşlerine annelik yapmak zorunda bırakılmaları ve ucuz iş gücü olarak görülmeleri onların erken evlenmelerine neden olmakta, dolayısıyla çoğu kez en doğal hakları olan “çocukluklarını yaşamak” ve en yasal hakları olan “eğitim” den mahrum kalarak, çocukları ile çocukluğunu yaşamakta ve geleceğe dair hayalleri de ellerinden alınmaktadır.

Eşitsizliğin ve ayrımcılığın olduğu her yerde çocuğun yaşı, gelişmekte olması, göreli olarak güçsüz olması, çocuğa karşı olumsuzlukları artırmaktadır. Çocuklara yönelik cinsel istismar başta olmak üzere her türlü şiddet yalnızca kız çocuklarına yönelik değil erkek çocuklarına yönelik olarak da sıkça gerçekleştirilmektedir. Diğer yandan fiziksel veya zihinsel bir engelliliğe sahip olan çocuklar diğer çocuklara göre çok daha yüksek risk altındadır.

Oysa onlar daha ÇOCUK, küçük bedenleri, o kadar ağır bedelleri ödeyecek güçte değil, onların sevilmeye, korunmaya, güçlenmeye ve de sarıp sarmalanmaya ihtiyaçları var… onlar gelecek…

Son Söz

O daha ÇOCUK… çocukların her birinin yaşadığı sorunlar, maruz kaldığı ihlaller farklı olup, birisi aile içi şiddete ve cinsel istismara maruz kalmış, diğeri kapalı bir kurumda şiddet görmüş, bir diğeri ise evi terk etmiş ve/ya terk edilmiş olabilmektedir. İşte bu noktada son yıllarda artan çocuklara yönelik şiddet ve istismarın kamu, sivil toplum örgütleri, medya, toplum ve bireyler için öncelikli olması ve çözüm için bütüncül bir yaklaşımın sergilenmesi önem arz etmektedir.

O daha ÇOCUK, çocuklara karşı her türlü şiddetin, istismarın ve ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve onların güçlenmesi için kamuoyu oluşturulmalı, toplumun her kesiminden farklı aktörler ve sosyal taraflarla yeni işbirliği alanları tesis edilerek, toplum bilinçlendirilmelidir.

O daha ÇOCUK, herkes çocuklar için koruyucu bir ortam yaratma çabalarına dahil edilmeli, bilgiye erişim sağlanarak toplumda sivil göz ve baskı grupları oluşturulmalıdır.

O daha ÇOCUK, çocukların hakları ve refahı konusunda ilerleme sağlamak için küresel çapta yürütülen gayretlerin içerisinde yer alınmalıdır.

Çünkü, O daha ÇOCUK…

.




   yazıyı paylaş

Sen de Yorumla..

Yorumlar..



© Tüm hakları saklıdır TİK MEDYA 2017

Bu sayfa 0.006 saniyede oluşturuldu.