Tik Medya
Tik Medya
İsmail Sert
KİMDİR

Bir Fotoğraf

24.05.2019

19 Mayıs’ta Samsun Tütün İskelesi’nde, Bandırma vapurunun replikasının önünde çekilen, biri aynı zamanda Cumhurbaşkanımız olan 8 Siyasi Parti Genel Başkanının yer aldığı o fotoğraftan söz ediyorum.

Güzel bir fotoğraf. Sair zamanların ikili, üçlü fotoğrafları ile karşılaştırıldığında yeterince kalabalık. İyi ki bir araya gelmişler. O an kıymetli. Her baktığımızda o kıymetin hakkını yeniden vereceğiz. Fotoğrafı, o anın dışına çıkarmak için kendimizi zorlasak da olmuyor. Belki omuzların birbirine dokunmasına anlam yükleyebiliriz. Duruşların, bakışların kapalılığı bize fazladan bir ipucu vermiyor.

Fotoğrafı önemli kılan, demokrasinin ‘küçük olanı, azınlıkta kalanı koruma’ biçimindeki temel prensiplerinden birini yansıtıyor olması. Zira oy hesabıyla büyük olan partiler de, oy hesabıyla küçük olan partiler de o fotoğrafta bir kişiyle, Genel Başkanlarıyla temsil ediliyorlar. Fotoğrafı özel yapan, anlamlı bir günde, 19 Mayıs 1919’un 100. yıldönümünde çekilmiş olması.

Fotoğrafın eksiği, yüzde değil de binde oranlarda oy alan parti genel başkanları o karede yerlerini alırken, sayısal olarak daha büyük partilerin genel başkanlarının olmaması.

Ve sonuçta o bir fotoğraf. Fotoğrafı, ‘Samsun Ruhu’ altyazısı ile yayınlayanlar oldu. ‘Samsun Ruhu’nu da ‘Yenikapı Ruhu’nun devamı niteliğindeki bir çizgiye konumlandırdılar.

Böylece ister istemez Yenikapı ruhunu hatırladık. Bir fotoğraftan çok daha fazlası; liderlerin bir araya gelişleriyle, duruşlarıyla, el ele verişleriyle, sesleriyle, seslenişleriyle bir heyecandı. Ancak siyasetin dalgalanmaları, o ruhu da geride ya da kenarda bırakmaya yetti.

Oysa ‘Samsun Ruhu’ dediğimiz bir fotoğraf. Ve bir fotoğraf, sadece deklanşöre basıldığı anı ve yalnızca kadrajına girenleri gösterir. Ne kadar geniş açıdan çekilmiş olursa olsun bize ‘büyük fotoğraf’ı vermez. Burada bir parantez açıp 19 Mayıs 2019 fotoğrafına ruh verenlerin başrolündeki Bandırma Vapuru’nun ve dahi fotoğrafının hikayesine bakabiliriz.

Tarih olan her şeyin üstünü hızla örtmeye o kadar çok gayret etmişiz ki; inanılmaz. Bandırma Vapuru, tarihi misyonunu yerine getirdikten 6 yıl sonra, 1925’de Balat’ta bir gemi bozmacısına satılmış. Satın alan tüccar, işinin gereği; gemiyi söküp parçalayarak yok etmiş. Yani vapur ne 19 Mayıs’ın 1938’de ‘gençlik ve spor bayramı’ ilan edilmesini görebilmiş, ne de 1981’de ‘Atatürk’ü anma, gençlik ve spor bayramı’ olarak kutlanmaya başlamasına yetişebilmiş. Üstüne üstlük devlet, satılıp söküldüğünü unutmak istemiş ve unutmuş! Hiçbir iz, bir fotoğraf bile kalmamış geriye. (İzah etmekte zorlandığımız tam da bu noktada, Jean Baudrillard’ın ‘Kusursuz Cinayet’ kavramı devreye girebilir.)

Açıkcası; Bandırma Vapurunun kullanılan tek fotoğrafı da fena halde şüpheli. 19 mayıs 1919’a 19 yıl sonra tarihi bir anlam yüklenmek istendiğinde Bandırma Vapuru zannedilen başka bir geminin fotoğrafı kullanılmaya başlamış. Tek başına bu hikaye bile bizim tarihle çekilmiş alabildiğine hüzünlü bir fotoğrafımız aslında.

Melih Cevdet, ‘Fotoğraf’ balıklı şiirinde fotoğrafın hüznünün sebepsizliğini anlatır. Üç arkadaşıyla birlikte parkta çektirdikleri kareyi konu edinir kısa şiiri. Ve şöyle biter:

‘ölümü hatırlatan ne var bu resimde?

oysa hayattayız hepimiz.’

Fotoğraf çekildiği ana ait bir belgedir. Gün geçer, anı olur. Daha da gün geçer, hüzün kalır geriye. Düşünün, hangi eski fotoğrafımız hüzün barındırmaz?

Fotoğraf konuşmaz. Öncesinde yaşananları bilemeyiz. Sadece tahmin edebiliriz. Sonrasında olanları da çıkaramayız. Sadece tahmin edebilir, tahminlerimizi ‘umut’la süsleyebiliriz.

Bir fotoğraf, sadece bir fotoğraftır. Konuşmaz, anlatmaz, dinlemez, gülmez, kucaklamaz, barışmaz…

Bir fotoğraf, sadece bir fotoğraftır. Tarihi anlamak için de, yarını kurmak için de bize bir fotoğraftan fazlası gerek.

 




   yazıyı paylaş

Sen de Yorumla..

Yorumlar..



© Tüm hakları saklıdır TİK MEDYA 2017

Bu sayfa 0.0164 saniyede oluşturuldu.