Tik Medya
Tik Medya
İsmail Sert
KİMDİR

Yaşamaya…!

16.07.2019

27 Mayıs 1960’da tanklar yürüdüğünde, ertesi yıl 17 Eylül’de idam sehpaları kurulduğunda tepki verememiş olmanın utancı, tüm toplumun sırtına yüklenmişti. Üzerimize düşen o gölge, o ağırlık ve geri durma hali, katlanarak nesilden nesile miras kaldı ve sonraki darbelere de yol oldu.

Yıllar boyunca darbe heveslileri, karanlık çeteler hiç eksik olmadılar. Tarih hep tekerrür etti. Ellerindeki silahtan güç alarak kalkışanlar, o silahları kendilerine emanet eden millete ihanet ettiler. Taa ki, o geceye, 15 Temmuz 2016’a kadar. O gece bütün ‘darbeler tarihi’ tersine çevrildi. Birike birike o güne gelen duygu, o gece cesaret olup patladı.

Millet korkmadığını, artık korkmayacağını o gece gösterdi.

Milletin korkmadığını gördükleri günden beri ‘onlar’ korkuyorlar.

Hesap etmedikleri tek hakikat vardı: ‘Türkiye’nin ruhu’.

Bu topakları bize yurt yapan ruh.

Bu millete, çıplak elleriyle tanklara ve mermilere karşı çıkma cesareti veren ruh. Bugün 16 Temmuz 2019.

Bugün 15 Temmuz’u biraz daha anlıyor olmalıyız.

Dosta da düşmana da o ‘ruhu’ daha iyi anlatabiliyor olmalıyız.

Anlatmaya hep aynı yerden başlıyor ve hep aynı yerde bitiriyorsak fena.

Desteği, sahip çıkmayı, en geniş haliyle bütün topluma yayamıyorsak, yeni nesilleri içine dahil edemiyorsak o da fena.

Aynı yerden başlasak da aynı yerde bitirmemeliyiz.

15 Temmuz’da meydanlara akan ‘Türkiye’nin Ruhu’nu ‘zamanın ruhu’ ile buluşturabilmeliyiz. 16 Temmuz sabahı geldiğimiz nokta, bedeli ödenerek ulaşılan, geri dönülmez bir tarihsel aşamadır. O gece, Mehmet Akif merhumun dizesi günümüze getirilmiş ve tüm dünyanın göreceği kadar yükseğe, yeniden yazılmıştır:

“Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl”

15 Temmuz’un bugüne getirilmesi, günümüze eşlik etmesi, hayatın içinde eritilmesi, yarına taşınması gerektiğini içimden geçiriyordum. Her an hayatımıza eşlik etmesini fısıltıyla kendime söylüyor, tekrar ediyordum. Cumhurbaşkanlığının 15 Temmuz için yaptırdığı kısa filmin en kısa özeti kabul ettiğim finalinde aradığımı buldum: “YAŞAMAYA…!”

Kısa film olmaklığından kısa tutulduğunu düşündüğüm metinde “YAŞAMAYA…!” derken, elbette onurla ve gururla yaşamaktan söz edildiğini anlıyorum. Tabii ki haysiyetle yaşamaktan… Her gün yeniden kazanılan ve geçen zamanla geçip gitmemesi için hep korunan şerefle yaşamaktan… Birliğimize güvenerek, korkmadan, hakkımızla, haklılığımızla, irademizle, adaletle, kardeşlikle, özgürce yaşamaktan söz edildiğini çıkarıyorum.

Çok konuşacak da değiliz.

Kısa filmin metnini ortadan bir yerden başlayarak yeniden okuyalım:

“Onlar bu vatan için toprağa düştüler

Ama söz verdik onlara

Yaralarımızı sarmaya

Daha güçlü durmaya

Aziz hatıralarını nakşedip ruhumuza

YAŞAMAYA…”

Hadi bir ekleme yapayım: 15 Temmuz ruhunu YAŞAMAYA ve YAŞATMAYA…




   yazıyı paylaş

Sen de Yorumla..

Yorumlar..



© Tüm hakları saklıdır TİK MEDYA 2017

Bu sayfa 0.0207 saniyede oluşturuldu.